Türkiye Ekonomisi Nasıl Nefes Alacak?
Yılın son çeyreğine doğru küresel ekonomide ‘risklerin aşağı yönlü’ olduğunu, uluslararası ekonomik kuruluşların raporlarında yer alıyor. Bu yönelmenin mali politikalarla jeopolitik risklerden kaynaklandığı da konunun uzmanları tarafından kabul ediliyor.
Türkiye gerek sosyo-kültürel ve gerekse bulunduğu konumun gereği olarak tüm
gelişmelerden etkilenmektedir. Her ne kadar yılın ilk yarısı oldukça başarılı (büyüme, ihracat, cari açık vb.) sonuçlar alınmış
da olsa yılın son çeyreği ve yıllık olarak fazla umutlu olabilmek çok zor.
Örneğin 2024 yılının ilk günlerinde %5 olarak belirlenen ‘büyüme tahmini’ son
IMF raporunda %3’e kadar geriledi. ilk dokuz ayın 1 trilyon TL’yi aşan bütçe
açığı ise ayrı bir sorun oluşturuyor. Öyle ki bugünlerde Meclis’e sunulan 2025
yılı Bütçe Kanunu teklifinde bir çok konuda tasarruf önlemleri yer alıyor.
Bütçe’de 14.7 trilyon lira gider ve 12.8 trilyon lira gelir öngörülüyor. Bu
konuda en olumlu tahmin, bütçede öngörülen bütçe açığının milli gelire oranının
%3.1 olarak belirlenmesi. Bir başka olumlu gelişme ‘Ticaretin Düzenlenmesi ve
Kolaylaştırılması Programı’na 2025 yılı için 43 milyar liralık ödenek ayrılması
gösterilebilir.
Ekonominin son çeyreğine girerken diğer ekonomik parametrelerdeki
iyileşmeler -risklere karşın- sürüyor. Yeni ekonomik programın hedeflerinden
olan ‘istihdam artışı’ iş gücü piyasasında gelen güzel haber. TÜİK bültenine
göre Ağustos 2024 mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki
aya göre 0.3 puan azalarak %8.5 olarak açıklandı. Ancak, bazı sektörlerin
işgücü ihtiyacı ve yurtdışına iş için gidenlerin sayısı ise bir başka
olumsuzluk.
Aslında bu dönemin en önemli gelişmesi enflasyondaki yavaş da olsa düşüşün
bireylere ve işletmelere olumlu yansıması. Böylece öngörülebilirlik artarken
gelecek yıl için umutları artırıyor. Ne var ki uygulanagelen sıkı para
politikası da kimi zaman karamsarlığa neden oluyor. Hatta ekonomiyi yönetenler
bile yıl sonu enflasyon tahminini revize ederek, ekonomide (enflasyonda) gerçek
iyileşmenin 2025 yılına ertelendiğini söyleyerek bu kez daha şeffaf olduklarını
kanıtladılar. Ekonomi üst yönetimi ‘Azalan cari açık, dezenflasyon sürecine
katkı sağlıyor’ diyerek programları ve gerçekleşmelerine sahip çıkarak
samimiyetlerini açıkladılar. Gerçekten de böyle kamu yöneticileri, yurttaşları
pahalılık ve gelecekleri konusunda umutlandırıyor.
Ekonomik görünümü çok da olumlu kabul etmek için zamana ihtiyaç var. Çünkü
yılın son günleri yılbaşı kutlamaları nedeniyle pek verimli olabilemez. Bu
tehlikeye ek olarak ‘sanayi üretim endeksi’nde açıklanan son veriler bir
durağanlık tehlikesinin işareti. Yaz rehaveti ve yeni yatırımların yetersizliği
nedeniyle Ağustosta sanayi üretim endeksi aylık %6, yıllık %5.3 azaldı. Azalan
alt sektörler, madencilik taşocağı %5.4, imalat %5.4; elektirik, gaz, buhar ve
iklimlendirme ile dağıtım ise %1.6 arttı. Eski yıllara bakıldığında
Eylül-Aralık 2022 ve 2023’de de benzer gelişmeler yaşandığı görülüyor. O
nedenle fazla telaşa gerek olmayabilir.
Bu dönemde dış ticaretin ana alt sektörü lojistikdeki gelişmeler, Bir
önceki yılın 235 milyar dolarlık ihracat navlunları içinde karayolu %32,
denizyolu %56’yı oluşturuyor. 2024 yılında 110 milyar dolarlık hizmet
ihracatının 40 milyar doları lojistik ve taşımacılık hizmetinden gelir olarak
belirlenmiş. Bu yıl ihracat 275 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Çünkü
aylık ihracat artışları ve endeksi giderek olumlu ilerliyor. O nedenle de 45
milyar dolarlık turizm döviz gelirlerine ek olarak lojistikte hedefe ulaşılması
yıllık ihracatın yarısına yakın miktar dövizde rahatlık demektir. Zaten ‘cari
açık’ta iyileşme de bunun göstergesidir.
Bu konuda TCMB’nın Ağustos verilerine göz atmak yeterlidir;
“Cari denge Ağustos da 4.3 milyar dolar fazla
verirken, Ağustos 2019’dan bu yana en yüksek düzeyde fazla görüldü…”
Türkiye Ekonomisi, Ortadoğu’da savaş olasılığı ve küresel ekonomide
yavaşlamaya rağmen; ihracatı, hizmetler dövizi (lojistik ve turizm)
kalemlerinde cari dengesini düzelterek 2024 yılını %3 büyüme ile tahminler doğrultusunda
bitirebilir. Uluslararası sermaye piyasasındaki kuruluşların açıkladığı artan
not ve görünüm verileri ise bu süreci olumlu desteklemektedir.
Yayın Yeri: Akfen Holding Strategy Dergisi
Yayın Tarihi: 31. Sayı (Mart, Nisan, Mayıs 2025), Yazı Tarihi: Ağustos 2024
Yazar:
Şerif Yüksel
Raif Bakova
Yayın Linki: https://www.akfen.com.tr/basin-odasi/strategy-dergisi/
Yorumlar
Yorum Gönder