Türkiye'de Son Dönem Ekonomi Yönetimi ve Politikaları

Türkiye’de 2001-2024 yıllarında yaşanan ekonomi yönetimleri ve politikaları açıklaması zor ama anlamlı sonuçlar içermektedir. 2001 Bankacılık krizi ve hızlı çözümü dönemin siyasal iktidarının beklemediği kadar başarılı olmuştur. ABD’den gelen Kemal Derviş’in uygulamaya koyduğu yeni ekonomik önlemlerle kriz hızla çözümlenmiş, ekonomik göstergeler olumluya dönüşmüştür. Bu dönemde eski iktidardan kalan ekonomi bürokratları görevlerini sürdürmüşlerdir.

2002-2006 dönemindeki bahar havası, 2008 Küresel krizin etkisiyle önce durağanlaşmış ardından da gerileme sürecine evrilmiştir. Bir dönem 1 doların 1 lira olacağı konuşulmuş, 10 bin doları geçen kişisel milli gelir ‘orta gelir tuzağı’na yakalanmış ve gerilemiştir. Ülkemizde yaşanan siyasal dalgalanmaların da etkisiyle ancak 2023 yılında kişi başına düşen gelir yeniden 10 bin dolara ulaşmıştır. Temel ekonomik göstergelerin bozulması ve alınan kararların sürdürülebilir olmaktan çıkmasıyla 2023 Baharında seçim sonrası ekonomi yeniden yapılandırılmıştır. Ekonomi yöneticilerindeki bu değişim hem zorunlu hem de gerekli olmuştur. Örneğin Merkez Bankası başkanları ABD’den gelmiştir. Oysa 2000’de hem Hazine Müsteşarı hem de Merkez Bankası Başkanları değiştirilmemişti. Yeni yönetimin başına K. Derviş getirildi ama hemen IMF yardımı devreye girdi. Bankacılık başta olmak üzere yeni hükümlerle Bankacılık Yasası değişime uğradı. BBDK kuruldu, sermaye yeterlilik rasyosu düzenlemesi getirildi. Dünyadaki para ve sermaye piyasalarındaki olumlu havanın etkisiyle döviz kurları güçlü hale getirildi. Milli gelir arttı, yabancı yatırımlar olağanüstü hızlandı.

Son üç yılda ekonomideki bozulma üzerine enflasyon çift haneden üç haneye yöneldi, pahalılık arttı, döviz kurları yükseldi, kamu ve özel sektör borçları yeniden yükselerek yaklaşık 500 milyar oldu. Merkez bankası döviz rezervinin eksiye düşmesi borçlanmanın zora düştüğünü gösterdi. Yabancı yatırım yok denecek kadar azaldı. Kısacası ekonominin dibe vurması söz konusuydu.

Siyasal iktidar bu defa ekonominin başına daha önce Kalkınma Bakanlığı yapan Cevdet Yılmaz’ı atayarak Hazine ile Merkez Bankası’nın tepe yöneticilerini değiştirdi. Yeni Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan uluslararası deneyimleriyle kısa sürede görevlerine uyum sağladılar. Şimşek daha önce Maliye Bakanlığı yapmıştı. Karahan Newyork-FED’de 9 yıl ekonomist olarak çalışmıştı. Yılmaz Kalkınma Bakanlığı döneminde planlama teşkilarının da patronuydu. Sonuç olarak yetkin ve deneyimliydiler.

Aslında, görevde bulundukları süre içinde temel ekonomik parametrelerdeki düzelme yaptıklarının ekonomi için doğru olduğunu göstermekte. Geçen hafta itibariyle (13-17 Mayıs) Türkiye’nin Kredi Risk Primi’nin (CDS) 262 puan seviyesine düşmesi yıllardır süren 500-600 puan seviyesine göre mucizevi bir düşüş ve uluslararası mali piyasalarda saygınlık demek! Yalnız diğer parametrelerdeki iyileşmeler zaman alacak gibi... Nitekim ekonomideki bozulma kolay düzelmese de yeni yönetim hastalığı  çok iyi teşhis etmiş durumda. Örneğin enflasyon için 3 yıllık plan hazırlıkları var. Döviz kurlarını ise kısa vadede düzeltmek imkansız. Çünkü önce döviz rezervini güçlendirmek gerekiyor. O yolda iyileşme zaman alacak… TL bütçesi tasarruf tedbirleri ile düzelecek. Cari açık ise yavaş yavaş düzeliyor.

Bu nedenle yeni ekonominin başarısı için alınan önlemlerin tam uygulanması ve zaman konusunda da tahammüllü olunması gerekiyor…

Yayın Yeri: Akfen Holding Strategy Dergisi

Yayın Tarihi: 30. Sayı (Temmuz, Ağustos, Eylül 2024)

Yazar:

Şerif Yüksel

Yayın Linki: https://www.akfen.com.tr/basin-odasi/strategy-dergisi/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye Ekonomisi “Yeniden” Küreselleşiyor

Bist’de Kritik Günler: Borsacı Ve Yatırımcı