Makro Ekonomik Göstergeler ve BİST
İktisat bilimine göre, para ve sermaye piyasalarını ülke ekonomisinin makro ekonomik verilerinden kaynaklanan göstergeler yakından etkilemektedir. Makro ekonomik göstergeler ise iç ekonomi ile -dışa açıklık derecesine göre- uluslararası ekonomi ve kuruluşların küresel hareketleriyle ilişki içindedir. Bu ekosistem sonucu herhangi bir sermaye piyasasının ürünlerinin fiyatları belirlenmektedir.
Özelinde İstanbul hisse senedi
piyasasında (BİST) üç endeks (BİST100, BİST30 ve VİOP) günün sonunda hisse
senetlerinin sonuçlarını belirlemektedir. Bu yıl halka arzların desteği ile
katılımcı sayısını ikiye katlayan BİST seçimlere kadar yatırımcılarına kazandıran
bir borsaydı[1]. Ancak
yılın son çeyreğinin başında BİST’te başlayan oynaklık sürüyor ve konunun
uzmanları ise bu durumu açıklamakta çok zorlanıyor. Yatırımcı kesimi ise durumu
izlemekle yetiniyor.
BİST’te net olmayan bu tablonun son bir
haftada iki günün endeks değerlerini belirterek açıklamak mümkündür. Ancak
nedenlerini açıklamak hiç de kolay değildir.
Aralık ayının 6. Günü BİST aşağıdaki
değerlerle günü sonlardırdı;
|
BİST100 |
7.855 |
(-2.251) |
|
BİST30 |
8.471 |
(-2.33) |
Yüzde 2’nin üzerindeki bu düşşlerin
ardından ertesi gün, Aralık’da söz konusu iki endeks BİST100 7.970 (+1.58) ve BİST30 8.615 (+1.70) ile toparlandı
ve yatırımcılarını tedirginlikten kurtardı. Ancak bir gün sonra (Çarşamba 8
Aralık) yeniden düşen borsa endeksleri sırasıyla 7.913 (-0.82) ve 8.495
(-1.39)’ a geriledi. Haftayı yüzde 1.4 gerileyerek 7.913 (BİST100) ile
tamamladı. Bazı uzmanlar son üç haftadan bu yana her Çarşamba gerilemenin
yaşandığını ileri sürseler de açıklayamadılar.
Bugün itibari ile (11 Aralık) yeni
haftaya giren BİST yine benzer bir gelişim içinde görülüyor:
|
BİST100 |
7.728 |
(-2.34) |
|
BİST30 |
8.323 |
(-2.02) |
Üstelik son dönemde yabancıların yeniden
hisse senedi ve tahvil alımına başladığı haberlerine ek olarak bugün açıklanan
ödemeler dengesi ve işsizlik verilerinin olumlu karşılanmasına rağmen borsada
gerileme yaşandı. Makro ekonomik göstergeler konusundaki cari açık sorunu
ekonomimizin büyük sorunuydu. Geçen ay 1.88 milyar dolar olan cari fazla Ekim
2023 verisi 186 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu sonuç, küresel ekonomi’nin
durgunluk içinde olduğu 2022 ve 2023 için çok iyi bir gelişme. İşsizlik oranının
yüzde 8.5 olarak açıklanması üzerine yetkililer bunun son 11 yılın en iyisi
olduğunu kamuoyu ile paylaştı.
Ekonomideki diğer gelişmelerin
ayrıntısına girmeden uluslararası derecelendirme ve yatırım kuruluşlarından
S&P’nin Türkiye’nin görünümünün ‘negatiften’ ‘durağana’ çevirildiğini ve
uygulanan para ve maliye politikalarının etkinliği ve bağımsızlığı artıp
TCMB’nın net döviz rezevlerini güçlendirmesi halinde görünümün pozitife
çevrileceği açıklandı. Türkiye’de ve uluslararası piyasalarda olumlu karşılanan
bu açıklamaya ek olarak önümüzdeki günlerde açıklanacak Moody’s not ve görünümünün
olumlu beklendiği öngörüsünde bulunuldu. Tüm bu gelişmeler Türkiye ekonomisinde
(Enflasyon, faiz ve dış borç ile yüksek kurlu dövizler dışında) ekonomimizin
olumlu yönde evrilmeye başladığını gösteriyor.
Ayrıca yeni Hazine ve Maliye Bakanı ile
TCMB Başkanı’nın uluslararası alanda olumlu imajı ile Türkiye’deki ekonomik ve
mesleki kuruluşlarla diyalog ve karşılıklı görüşmeleri de olumlu görüşmeler
olarak algılanıyor.
Dolayısıyla ekonomide olumlu yönde
gelişmeler ile makro ekonomilerdeki not iyileşmeleri karşısında BİST’deki bu
volatiliteyi açıklamak da zorlanılıyor. Üstelik BİST30 şirketlerinin yabancı
yatırımcılarla ortak girişimleri ve siyasi alanda iyi sayılabilecek dış
ilişkilerin (Yunanistan ile 10 milyar dolarlık dış ticaret hacmi gibi) sermaye
piyasalarına olumlu yansıması iktisat biliminin bir gereğidir.
Ayrıca bu olumlu tabloya BİST
şirketlerinin gerçek değerlerini (hisse fiyatlarını) yansıtmadığı hala cazip ve
ucuz olduğu görüşü de kimi uzmanlar tarafından ifade edilmektedir. Öyleyse çok
bilinmeyenli bir denklem gibi görünen BİST yılı böyle tamamlayacak gibi
görünüyor. Sonuç olarak BİST’te yaşanan gelişmeleri açıklamakta iki neden sayılabilir.
Birincisi, borsa yatırımcılarının
sayısının kısa sürede bu denli artışı yenilerin acemiliğinden kaynaklanmış
olabilir. Borsa ve finansal okuryazarlık konusunda hiçbir eğitim ya da
altkültürü olmayan 4 milyon kişi bir yılda borsa yatırımcısı oldu.
Ağustos-Eylül döneminde bir milyon kişi borsaya katıldı. Yenilerin ne kadar
bilgili, deneyimli ve öngörülü olduğu çok tartışılabilen bir konu. Her
hareketin tam algılandığını söylemek güç.
İkincisi, birinci ile bağlantılı olarak
sermaye piyasası çekiciliğini arttırmak için, bir yılda 30 kadar halka arzın
yeniler nezdinde yarattığı hava. Ynei yılın ilk aylarında 20 günden az olmayan
günlük yüzde 9.99 getirilerin yarattığı güzel havalar yok artık. Bu durum da
yenilerin kısa sürede kırılmalarına neden oluyor. Hatta geçtiğimiz günlerde 350
bin kişi borsadan çıktı, ama nedeni açıklanmadı.
Nedenler arasında faiz, İsrail-Hamas
savaşı v.b. birçok etken sayılabilir ama kıdemli bir borsa uzmanının yorumu
-bizce- daha çok yakışıyor durumu açıklamaya.
“Defalarca yazdım. 8.100 geçilsin
güneşli günler yakın diye. Ama adamlar ne yapıp yapıp geçmesine izin vermiyor.
İster buna savaşı, ister buna yargı krizini, ister siyasi açıklamalarını bahane
ediyorlar diye düşünün. Bir şekilde basıyorlar. Yıllardır şunu bilirim tecrübe
ederim; çok basıyorlarsa çok alacaklar.. sabredip sabretmemek size kalmış.”
Yayın Yeri: Ekonomim Gazetesi
Yayın Tarihi: 15 Aralık 2023
Yazar:
Şerif Yüksel
Raif Bakova
Yayın Linki: https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/makro-ekonomik-gostergeler-ve-bist/720474
[1] Merkezi Kayıt Kuruluşu
(MKK) verilerine göre borsada yatırımcı sayısı 8 milyonu aşarak rekor kırdı. 18
Ekim 2023
Yorumlar
Yorum Gönder