Türkiye Ekonomisi “Yeniden” Küreselleşiyor
Kimi iktisatçılara göre ekonomilerin hızlı ve güçlü kalkınmalarının yöntemi dış yatırımlar ile büyümedir. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan IMF ve Dünya Bankası da bu tür görüşleri benimseyen uzmanlarla çalışmış ve büyük devletler de bu akımının destekçisi olmuşlardır. Ellili yıllardan itibaren dünyanın büyük bölümünde uygulamaya konulan ekonomik programların temel ilkesi liberal iktisat politikası olmuştur. Yeni dönem, kambiyo kısıtlamalarının da kaldırılması ile dünya sermaye ve para piyasalarında serbestliğin başladığı yıllardır. Ancak kalkınmakta olan ülkeler yeterli finans kaynağına sahip olamadıkları için dış yatırımlarla ilişkilerini geliştirmek yolunu seçmişlerdir. Türkiye ekonomi yönetimleri IMF ve Dünya Bankası üyeliğine karşın 1950-2000 yılları arasında birkaç kez krize girmiş ve IMF uzmanlarının önerisi doğrultusunda ‘istikrar programları’ hazırlayıp uygulamaya koymuştur. Ne var ki elli yıllık dönemde sonunda bankacılık krizi ile yine bir Dünya Bankası uzmanı (D...